1 ay önce | Okunma Sayısı : 145
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet Öntürk, gazetecilere yönelik anlamlı bir incelik gösterdi.
Gazeteciler ve cemiyet başkanları için düzenlenen kahvaltı programı, mesleğimiz adına önemli ve kıymetliydi.
Sayın Öntürk şehir dışında olduğu için programa katılamadı ancak daire başkanları aracılığıyla kendisi temsil edildi. Düşünce kıymetliydi, emek verilmişti, notlar alındı, diyalog kuruldu. Öncelikle bu güzel ve anlamlı buluşma için Başkan Öntürk ve ekibine teşekkür ederim.
***
Aslında her şey güzeldi. Ta ki kahvaltı salonunda ki etkinlik anındaki tabloya şahit oluncaya kadar...
Karşımızda yine utanç verici bir tablo vardı. Gazetecilikle hiçbir ilgisi olmayan, ne haber yazmayı bilen, ne yazım kabiliyeti olan, ne kelime hazinesi olan, bırakın haberi, sosyal medya paylaşımını bile yazamayan onlarca “sözde gazeteci” yine ortalığı doldurmuştu. Her kurumdan üç-beş kişi… Bazıları sevgilisini, bazıları çalışanını, bazıları çarşıdan arkadaşını getirmiş, kahvaltıya beleşçi gibi çökmüş. Evet, açık söylüyorum: BELEŞÇİ!
Burada açıkça belirtmek istiyorum: Kurumlar, özellikle belediyeler ve kamu kurumları, bu tür programları organize ederken gerçek gazetecileri sözde gazetecilerden ayırmalıdır. Cemiyet başkanlarını, gerçekliği olmayan oluşumlardan, isim uydurup cemiyetçiliğe soyunanlardan ayıklamalıdır. Herkese ‘gazeteci’ demek, bu kutsal mesleğe ihanettir!
Gazetecilik onurlu bir meslektir. Bu işi yapanlar gecesini gündüzüne katıp haber peşinde koşan, toplumun sesi olan, gerçekleri yazan, kalemini satmayan, onurunu çiğnetmeyen insanlardır. Ama ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada, gazetecilik adı altında midemizi bulandıran bir kitle türedi. Utanmadan, sıkılmadan gazeteci sıfatını kullanıyorlar. Yüzsüzlük bu! Ahlaksızlık bu! Onursuzluk bu!
Çalışan Gazeteciler Günü gibi anlamlı bir günde bu rezaleti yaşamak, mesleğimizin ne kadar itibarsızlaştırıldığını gözler önüne seriyor. Bugün kahvaltı salonundaki kişilerin %50’si gazeteci değil! Ve bu utanç hepimizin omzunda bir yük artık.
Bir masa etrafında toplanmış insanlar var ki, cemiyet başkanıyım diyor, ama iki kelimeyi bir araya getiremiyor. Habercilikle uzaktan yakından ilgisi olmayan, gazeteciliğin ne olduğuna dair zerre bilgisi bulunmayan bu insanlar, kendilerini gazeteci sanıyor. Hadi oradan! Siz bu mesleğin yüz karasısınız! Sözde cemiyet başkanı kisvesiyle dolaşan, internet sitesi bile olmayan, fotoğraf çekmesini bilmeyen, kamera tutamayan bu insanlar, bu mesleğin şerefli onuruna açıkça ihanet ediyorlar.
Ve işin acı tarafı ne biliyor musunuz? Bu insanlarla aynı masaya oturmak zorunda bırakılıyoruz. Evet, ben Uluslararası Basın Yayın Federasyonu Hatay Başkanıyım. Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği Hatay Temsilcisiyim. Uluslararası Dijital Medya Derneği Hatay Başkanıyım. Aynı zamanda aktif olarak uluslararası haber ajanslarının, televizyon kanallarının temsilciliğini yürütüyorum. Bu işe ömrünü vermiş, 34 yılını bu mesleğe adamış bir gazeteciyim. Haberi yazmayı bilirim, fotoğraf çekebilirim. haberin peşinde koşarım. Benim gibi saygın cemiyet başkanı ve işini hakkı ile yapan gazeteci meslektaşlarım var. Bu onurlu meslektaşlarımı bu eleştirilerin dışında tutuyorum. (Zaten onurlu kişilerde, mesleğin yüz karası olan kişilerde kendini biliyor.)
Ancak bugün masamızda karşımdaki kişilere bakıyorum, gazetecilikle ilgisi yok. Adam sözde ulusal uluslararası bilmem ne cemiyetinin başına kendi arkadaşlarına ihanet ederek geçmiş, konuşmayı ve haber yazmasını bilmez, çevresinde gazetecilikle alakası olmayan ve kendini koyun gibi takip eden mesleğin yüzkarası tipler ile dolanıyor... Ve bu insanlar bizimle aynı masada, aynı sıfatla oturuyor. Bu, mesleğimizin onuruna vurulan en büyük darbedir!
Bu yazı bir isyanın yazısıdır. Bu yazı, gazeteciliği ayaklar altına alanlara karşı bir duruştur. Gerçek gazetecilerle, gazeteciliğin soytarısı olanlar artık aynı masada oturmamalı! Kurumlar gereken özeni göstermeli, listeleri buna göre oluşturmalı, organizasyonlar gerçekten bu mesleğe gönül vermiş, hakkıyla yapan kişilerle yapılmalıdır.
Çünkü biz bu mesleğe emek verdik. Ve bu mesleğin onurunu kimsenin çiğnemesine izin vermeyeceğiz!